RSS
 

Karacaoğlan’nın hayatı

13 Oct
17′nci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Göçebe Türkmen obalarında yetişti. Asıl adının İsmail, Halil ya da Hasan olduğu yolunda görüşler var. Hatta aynı mahlasla şiirler yazmış birçok Karacaoğlan’ın varlığı bile savunuluyor. Ahmet Kutsi Tecer ve Şükrü Elçin’in araştırmaları, yaşamının büyük bölümünü Rumeli’nde geçiren ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avusturya seferine katılan bir Karacaoğlan’ın varlığını ortaya koyar. Fuad Köprülü ve Cahit Öztelli gibi araştırmacılar da, 17′nci yüzyılda yaşadığını savunuyor. Bu araştırmacılara göre Karacaoğlan, şiirlerinde Abaza Hasan paşa’nın öldürülmesi, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın Avusturya seferi gibi bu döneme ait tarihsel olaylardan sözeder. Karacaoğlan’ın şiiri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Şiirlerinde sıkça adları geçen Elif, Zeynep ve İsmikan adlı kadınların sevgilileri olduğu sanılıyor. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Doğa benzetmelerini sık sık kullanır. Çok yalın ve temiz bir Türkçe kullanır. Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi. Bu olumlu etkiler günümüz Türk şiirine kadar uzanır. Şiirlerini ilk kez Nüzhet Ergun derleyip yayınladı. Cahit Öztelli’nin Karacaoğlan-Bütün Şiirleri adlı derlemesi de önemli Karacaoğlan araştırmalarından. Birçok şiiri bestelendi.
 
No Comments

Posted in Genel

 

Pir Sultan Abdal’ın Hayatı ve Şiirleri

13 Oct
16′ncı yüzyılda yaşadı. Hakkında fazla bilgi yok. Asıl adı Haydar. yaşamının büyük bölümü Banaz köyünde geçti. 16′ncı yüzyılın ikinci yarısında Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi kökenli ve İran yanlısı mezhep olaylarına karıştı. Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, Pir Sultan’ı astırdı. Ölümümün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor. Çeşitli araştırmalarda 6 ayrı Pir Sultan kimliğine değinilir. Sırasıyla, Çorum yöresinden olup bir süre Ankara’da Hasan Dede tekkesinde kalan Pir Sultan’ım Haydar, aruzla şiirler yazan Pir Sultan, Divriği yöresinde yetişen ve asıl adı Halil İbrahim olan Pir Sultan Abdal, 18′inci yüzyılın ikinci yarısı ile 19′uncu yüzyılın başında yaşamış olan Abdal Pir Sultan, 16′ncı yüzyıl sonu ile 17′nci yüzyıl başında yaşayan ve Pir Sultan’ın asılmasıyla ilgili deyişleri söyleyen Pir Sultan Abdal. ve son olarak menkıbeleşmiş yaşamıyla tanınan, Hızır Paşa’nın astığı kabul edilen 16′ncı yüzyıl şairi Banazlı Pir Sultan Abdal. Halk edebiyatı araştırmacıları, gerçek Pir Sultan Abdal olarak Banazlıyı kabul eder. Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişti. Hayati (Şah İsmail), Kul Hüseyin ve Kul Himmet’ten etkilendi. Şiirlerinde duru ve yalın bir kullandı. Ana konuları, aşk, tasavvuf ve kavgadır. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimi görmediği için, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı’ndan hiç etkilemedi. Saaddin Nüzhet Ergun, Abdülbaki Gölpınarlı, Pertev Naili Boratav, Cevdet Kudret, Cahit Öztelli, Sabahattin Eyuboğlu, Mehmet Fuad, Ohan Ural, Mehmet Bayrak ve Erol Toy’un Pir Sultan Abdal araştırma ve kitapları var.
Ötme Bülbül
Ötme bülbül ötme şen değil bağım
Dost senin derdinden ben yana yana
Tükendi fitilim eridi yağım
Dost senin derdinden ben yana yana
Deryadan bölünmüş sellere döndüm
Ateşi kararmış küllere döndüm
Vakitsiz açılmış güllere döndüm
Dost senin derdinden ben yana yana
Haberin duyarsın peyikler ile
Yaramı sarsınlar şehidler ile
Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile
Dost senin derdinden ben yana yana
Abdal Pir Sultan’ım, doldum eksildim
Yemeden içmeden sudan kesildim
Zülfün kemendine kondum asıldım
Dost senin derdinden ben yana yana
 
No Comments

Posted in Genel

 

Yunus Emre’nin Hayatı ve Şiirleri

13 Oct
Yaşamına ilişkin bilgiler sınırlı. Doğum yeri bilinmiyor. 13′üncü yüzyılın ortalarına doğru Moğal istilası ve Selçuklu Devleti’nin yıkıldığı dönemde yaşadığı sanılıyor. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus’un eserlerinde derin izler bıraktı. Babasının adı İsmail. Medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle, tasavvuf tarihini inceledi. Hacı Bektaş ya da Sinan Ata’nın halifesi Taptuk Emre’nin dergahında hizmet etti. Taptuk Emre’nin düşüncelerini yaymak için Anadolu’yu dolaştı. Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü, Isparta Keçiborlu ve Karaman’da adına yapılmış mezarlar var. Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü kesin belli değil. Tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus Emre’nin keskin bir gözlem gücü, derin bir hoşgörü anlayışı var. Şiirlerini hece ölçüyle yazdı. Ama aruz denemelerine de yer verdi. Hece ölçüseyle yazdığı dörtlüklerin yanısıra yine hece ile beyitler ve gazeller de yazdı. Dili arı Türkçe değil. Yer yer Arapça ve Farsça tamlamalar kullandı. Sağlığında düzenlediği divanı bulunamadı. Günümüzdeki divanları derlemedir. 1904′te birinci, 1924′te ikinci basımları yapılan Divan-ı Aşık Yunus Emre’nin yanısıra Burhan Toprak ve Abdülbaki Gölpınarlı’nın derleyip yayınladığı Yunus Emre divanları var.
AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ
Yok yere geçirdim günü
Ah nideyim ömrüm seni
Seninle olmadım gani
Ah nideyim ömrüm seni
Geldim ve geçtim bilmedim
Ağlayıp güssa yemedim
Senden ayrılam demedim
Ah nideyim ömrüm seni
Hayrım şerim yazılacak
Ömrüm ipi üzülecek
Suret benden bozulacak
Ah nideyim ömrüm seni
Gidip geri gelmiyesin
Gelip beni bulmayasın
Bu benliğe sermayesin
Ah nideyim ömrüm seni
Hani sana güvendiğim
Guveniben yuvandığım
Kaldı külli kazandığım
Ah nideyim ömrüm seni
Miskin Yunus gideceksin
Acep sefer edeceksin
Hasret ile kalacaksın
Ah nideyim ömrüm seni
 
No Comments

Posted in Genel

 

Bahçeli’yi şiiriyle eleştiren Ozan Arif’in internetteki videosu rekora koşuyor

13 Oct
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve parti yönetimini yazdığı ‘Değişen Kim’ isimli şiiriyle yerden yere vuran ülkücü sanatçı Ozan Arif’in, şiirini okurken çekilen görüntüsü internette izlenme rekoruna koşuyor.
Videoda şiir öncesinde vatandaşlara hitap eden Ozan Arif, kendisinin değiştiğini ve eskisi gibi ülkücü olmadığını söyleyen Bahçeli’ye, yazdığı şiirle yükleniyor. 12 dizelik şiirinin son dizesinde ise sanatçı tepkisini şu sözlerle dile getiriyor; “Ozan Arif yeter, kafidir bunlar, anladıysa eğer erbaş olanlar, başçavuş da eşek değil ya anlar, değişen ben miyim, yoksa onlar mı?”
 
 

Neşet ERTAŞ Hayatı

13 Oct
Kimdir Neşet Ertaş!!!
Sarısözen’in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece “Kırşehirli Mahalli     Sanatçı” olarak bilinen Neşet Ertaş’ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazımn ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medyatik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağnsımlanna pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu “Garip” insanı tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.
Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir “yaşayan efsane”; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu…
Neşet Ertaş’ın bir iki cümlede özetlenebilecek resmi biyografisi bize belki sadece ipuçları verebilir. Onun “1938 yılında Kırtıllar Köyü’nde Döne’den doğma Muharrem Ertaş’ın oğlu” olduğunu; Kırşehir, Yozgat ve Keskin’in çeşitli köylerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından, 15 yaşında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir. Neşet Ertaş’ı tanımak, asıl onun ruh ve gönül macerasım bilmeyi gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş’la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalanndan olan babası Muharrem Ertas karşımıza çıkar.
İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu’daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasım sağlamıştır.
1960′lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevreleninin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş’tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali’den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.
Neşet Ertaş’ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı i1e o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım “Garip” mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse farketmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de farkeden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.
Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni baştan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sınırlı sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları “dejenerasyon” ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o şekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.
Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası… Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay olmasa gerek.
Neşet Ertaş’ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.
 
 

Âşık Mahzunî Şerif Hayatı

13 Oct
1940′ın başlarında, ileride ‘Pir Sultanların’ ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacak Mahzuni Şerif, Afşin’ in Berçenek Köyünde doğar.
1956yılında Berçeneğe gelen ilk okuldan mezun olur. Berçeneğin okulsuz yıllarında, Elbistan’ ın Alembey Köyü’ nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur ‘an eğtimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır.
1957 yılında Mersin Astsubay Okulu’ na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir. Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir.
1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu’ nu başarıyla bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi’ ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961Ankara’da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar. Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur.
1971Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım ı görür beğenir sever ve evlenir. Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları oldur. Aynı yılolan askeri darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp ‘Erim Erim Eriyesin’ türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır.
1972 de Gaziantep’ deki evi kundaklandı. Ozanmız’ ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor.
1973yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara’da Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanır.
1962 – 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür…
1989-1991yılları arasında ‘Halk Ozanları Derneği’ genel başkanlığını yapmıştır.1997yılının haziran ayında Almanya’da beyin kanaması geçirip, Almanya ‘nın Ulm Şehrinde tedavi görür.
1998yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı. Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur. Tüm türkülerinin yer aldıığı 8 kiyabı bulunan Ozanımız ‘ın, Bektaşı Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir yeri vardır.
2001 in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital’da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan’ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın kasım ayında kendisine, ”Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda dedemdedir! ” dediği için,DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 01 tarihinde DGM ‘ de yapıldı.
2002 Mayıs ayının 17 si Mahzuni Severler için kara bir gün: Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.Şu an son ikamatkahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.
 

Kişisel Bakım Ürünleri Sitesi

11 Oct

ŞifaveŞifa.com kişisel bakım ürünleri ve sağlıklı yaşam için takviye ürünleri satışı yapan web sitesi yayın hayatına başladı.

Binlerce farklı ürünün en düşük fiyat en yüksek memnuniyet anlayışı ile sunulduğu bu sitede kapıda ödeme, kredi kartıyla ödeme ve havale seçenekleriyle güvenli e-ticaretin olmazsa olmazlarıyla başladığı bu yolda Anne ve Bebek Ürünleri, Bitkisel Sağlık Ürünleri, Cilt Bakımı ve Sağlığı, Ağız ve Diş Sağlığı, El Ayak Bakımı, Güneş Ürünleri, Kadın Sağlığı, Saç Bakımı, Vücut Bakımı ve Zayıflama & Diyet Ürünleri ile onlarca dünya markasını www.sifavesifa.com adresinde ziyaretçilerine sunmaktadır.

Site, saç dökülmelerine karşı etkili Nüvem Saç Köklerini Besleyici Sabun ve Losyon ile Vitiligo (Ala) Hastalığı Tedavisinde etkili Nüvem markasının VİTİSUN ürününü de açılışa özel çok uygun fiyatlarla satışa sunmaktadır.

 

Rodoplu Kurşun Geçirmez

11 Oct

Güvenlik, insanoğlunun korunma içgüdüsünün ve ihtiyacının doğal sonucu olarak, tarih boyunca hep önemli bir konu olmuştur.Ortaçağdan günümüze uzanan yelpazede insanlar araçlarını, dolayısıyla kendilerini güvenli hale getirmek için pek çok farklı yol denemişlerdir. Zaman içerisinde ve acı tecrübelerle anlaşılmıştır ki, koruma profesyonelce yapılması gereken bir iştir.O günün şartlarında bulunabilen en sert metallerle başlayan bu serüven, zaman içerisinde etkin korunmanın yanı sıra rahatlık, hafiflik, esneklik ve konfor gibi vazgeçilmez diğer öğeleri de içerisine katarak yoluna devam etmiştir.Günümüzde özel üretim balistik çelikleri, dünyanın en güçlü fiberleri ve camlarını kullanarak yaptığımız zırhlamanın temel prensibinin tarihle aynı, yani insanı korumak olduğunu bilerek en üst düzey korumayı sağlamak amacıyla Rodoplu Zırhlama sizlere hizmet vermektedir. Rodoplu olarak; En kaliteli En sağlam En doğru En etkin En akılcı En kullanışlı En konforlu ve En güvenli ürünü sunmak temel prensibimizdir.

Kurşun Geçirmez Cam, Kurşun Geçirmez Kabin, Zırhlı Kabin ve Balistik Cam Son teknoloji ile sizlere sunduğumuz ürünlerimizdendir.

Zırhlama da Türkiye’ nin Markasıyız!

 

Crypto Casus Telefon Dinleme Önleyen Yazılım

11 Oct

Casus telefon dinleme haberlerinin oldukça yoğun olduğu bugünlerde, birçok kişinin çözüm arayışları içerisinde olduğu görülüyor. GSM teknolojisinde yeni geliştirilen sistemler sayesinde dinlenemez denilen telefonlar, bazı şifre kırma işlemleri ile tekrar dinlenmeye açık hale geliyor. casus telefon

Ancak yeni ortaya çıkan ürünlerden biri kriptolu GSM programı ile dinleme ya da dinlenme gibi durumlar tamamen ortadan kaldırılabiliyor.

Peki, kriptolu GSM yazılımı nasıl özellikler içeriyor ya da nasıl kullanılıyor?

Öncelikle programın konuşma yapılan ve yapılacak olan her iki telefona da yüklenmesi gerekiyor. Bu şekilde 3. kişiler tarafından dinlenme olasılığı tamamen kaldırılıyor. 1024 bir RSA asitmerik şifre sistemi ile kilitleme yapılan yazılım, her defasında mevut şifresini değiştiriyor ve sabit durumda kalmıyor. Kriptolu GSM
casus telefon yazılımı, gelişmiş ülkelerde yer alan ve gizli merkezler tarafından kullanılan sistemle eşdeğerdedir.

Kriptolu GSM programı olan bir telefonun dinlenebilmesi için öncelikle mevcut şifrenin kırılması gerekmektedir.
Telefon dinleme cihazları özel frekansa ile şifrelenip alıcıya sinyal yolu ile sesleri ulaştırı. Ancak İngiliz Columbia Üniversitesi’nin yayınladığı bir bildiride 1024 bit bir şifrenin saniyede milyon işlem yapan bir bilgisayar yardımı ile bile 300 milyar yılda kırıldığı belirtilmiştir. Bu yüzden kriptolu GSM programının şifresini kırmak neredeyse imkânsızdır.

Casus Telefona kurulan Kriptolu GSM yazılımı ile ses güvenliği, SMS güvenliği, gelen ve giden çağrı güvenliği ve ayrıca yer bulma güvenliği gibi birçok alternatifte tam güvenlik sağlanmıştır. Son olarak da
telefon dinleme programın kullanımı ve telefona kuruluşu oldukça basit bir
şekilde hazırlanmıştır. telefon dinleme

 

Çocuk oyunları

06 Oct

Çocuk Oyunları Oyna

Çocuk Oyunları Oyna

Daha önceleri fiziksel olarak oynadığımız uzun eşek, seksek veya klasik olarak saklambaç gibi oyunlar artık teknolojinin gelişmesi ile birlikte kendini daha sanal olarak çoklu kullanıcıların oynadığı online oyunlara bıraktı.

Bu nedenle artık çocuklarımız sürekli olarak kavga ve silahlı oyunlar üzerinde oynayarak kendi kişiliğini oluşturmaya çalıştırıyor. Hal böyle olunca da çocuk kendini geliştiremediği gibi beynini köreltiyor ve sürekli aynı işleri yaparak beynini tembelleştiriyor. Bu nedenle çocuklar için daha yararlı olan ve küçük miktarda yer kaplayan online flash oyunlarına yönelebiliriz.

Bunlar daha çok strateji oyunları, zeka oyunları, beceri oyunları, yarış oyunları ve macera oyunları gibi oyunları ister bilgisayara karşı ister çoklu oynayarak hem zevkli hem de çocuklarımız için daha yararlı bir hale getirebiliriz. Fizik dersi zayıf olanlar için ürütülen çeşitli web oyunu siteleri bile artık dershane hocaları tarafından önerilirken çocuk oyunlarının verdiği kazancı siz düşünün. Hem eğlendiren hem de eğitici olan çocuk sitelerine ulaşmak için herhangi bir arama motorundan çocuk oyunları yazarak ulaşabilirsiniz.